Muhammed KÖSE
Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi (İSMUS), X/2 (2025), s. 50-79
Bu çalışmanın amacı, 2025 yılında yürürlüğe giren 7552 sayılı Türkiye İklim Kanunu’nun hazırlanma gerekçelerini ve iklim kriziyle mücadelede sunduğu yönetsel çerçeveyi incelemek ve böylece literatürdeki önemli bir boşluğu doldurmaktır. Betimleyici bir yaklaşımın benimsendiği makalede öncelikle iklim krizi küresel bir yönetim sorunu olarak kavramsallaştırılmıştır. Ardından Türkiye’nin Paris Anlaşması öncesinden günümüze uzanan iklim politikaları tarihsel bir bütünlük içinde değerlendirilmiş ve böylece kanunun hazırlanışına giden süreç aydınlatılmıştır. Sonrasında ise kanun metni, hazırlık aşamasındaki siyasi ve ekonomik dinamikler ve bu süreç esnasında ona yöneltilen eleştirilerle birlikte, bütüncül bir analize tabi tutulmuştur. Araştırmanın temel bulgusu, Türkiye’nin İklim Kanunu’nu Paris İklim Anlaşması’nın yürürlüğe girmesi ve Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın duyurulması gibi uluslararası gelişmelere bir tepki olarak, kurulan yeni uluslararası politik ve iktisadi sisteme uyum sağlama amacıyla hazırlandığıdır. Kanunun iklim kriziyle mücadeleyi Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) gibi piyasa temelli mekanizmalar üzerine inşa etmesi de bu uyum sağlama çalışmasının bir sonucudur. Bu durum, kanunun iklim adaletini ve ekolojik korumanın diğer boyutlarını ikincil plana ittiğine ve asıl hedefinin iktisadi kalkınmayı sağlamak olduğuna yönelik eleştirilerin yapılmasına neden olmuştur. Bütün bu tespitlerden yola çıkılarak, kanun metninde belirtilen hedeflere ulaşılabilmesi için mevcut eksiklikleri giderecek ikincil mevzuat düzenlemelerine ve “adil geçiş” gibi ilkeleri tatbik edecek iyi politikalara ihtiyaç duyulduğu sonucuna varılmıştır. Akademisyenlerin, STK’ların ve diğer uzmanların bu sürece katılımının önemi de ayrıca vurgulanmıştır.