Ayşe YAŞAR
Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi (İSMUS), X/1 (2025), s. 27-45
Kolonyalizm kavramı yabancı bir toprağın işgal edilmesi, o toprağın işlenmesi-sömürülmesi ve söz konusu topraklara göçmenlerin yerleşmesi olarak tanımlansa da uygulamada farklı kolonyalizm tipleri ortaya çıkmıştır. Bunlardan klasik kolonyalizm herhangi bir toprağın sömürgeleştirildiği, sömürülen kaynakların ve zenginliklerin sömürge merkezine (metropol) taşındığı, sömürgede ticari ve idari amaçlar dışında bir yerleşme ve yurt edinme amaç ve faaliyetlerinin olmadığı sömürgecilik biçimini ifade etmektedir. Yerleşimci kolonyalizm ise klasik kolonyalizmden hedef alınan topraklarda yerleşmek, orayı yurt edinmek ve sahiplenmek gibi açılardan ayrılmaktadır. Bu amaçla yerleşimci kolonyalizmi inşa etmek için yurt edinme, yerinden etme, mülksüzleştirme, yeniden adlandırma, sürgün ve soykırım-etnik temizlik gibi uygulamalara başvurulmaktadır. Günümüzde yerleşimci kolonyal oluşum örneklerinden en önemlisi İsrail’dir. Bu araştırma; klasik kolonyalizm ve yerleşimci kolonyalizmin ne olduğu ve aralarındaki farkların neler olduğu, yerleşimci kolonyalizmin hangi uygulamalarla ortaya çıktığı, İsrail’in neden yerleşimci kolonyal bir oluşum olduğu sorularına cevap aramaktadır. Literatürdeki güncel tartışmalardan biri İsrail’in yerleşimci kolonyalist bir devlet olup olmadığıdır. Bu çalışma, klasik kolonyalizm ile yerleşimci kolonyalizmin yurt edinme, yerinden etme, mülksüzleştirme, yeniden adlandırma, sürgün ve soykırım-etnik temizlik gibi uygulamalar bakımından birbirinden ayrıldığını, İsrail’in bütün özellikleriyle bir yerleşimci kolonyalist oluşum olduğunu ve yerleşimci kolonyalist uygulamalar olmaksızın İsrail’in varlığının düşünülemeyeceğini savunmaktadır. Ayrıca bugün artık İsrail’in yerleşimci kolonyalizm uygulamalarını aşan, ona yeni kavramlar, yöntemler ekleyen ve onu genişleten bir oluşum olarak yerleşimci kolonyalizmin daha da ileri aşamalarını temsil ettiği ileri sürülmektedir.